Yargıtay’dan Boşanmada Kusur Kararı: Süregelen Hakaret ve Tehdit Ağır Kusur Sayıldı

13 Ağustos 2026 İlayda YILDIZ Comments Off

Daire: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Esas No: 2025/5976
Karar No: 2026/658
Karar Tarihi: 20.01.2026

Olayın Özeti

Taraflar arasında karşılıklı olarak açılan boşanma davasında, Adana 7. Aile Mahkemesi tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesiyle boşanmalarına karar vermiş, kadının maddi ve manevi tazminat taleplerini reddetmiştir. İlk derece mahkemesi, erkeğin evi terk ederek fiili ayrılığa neden olduğunu, düzenli bir işinin bulunmadığını ve zaman zaman fiziksel şiddete teşebbüs ettiğini; kadının ise ayrılık öncesinde eşine hakaret ettiğini tespit ederek tarafları eşit kusurlu kabul etmiştir. Kadın vekilinin istinaf başvurusu Adana Bölge Adliye Mahkemesi tarafından reddedilmiş, karar bu haliyle kesinleşmek üzereyken kadın tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, dosyadaki tanık beyanlarını yeniden değerlendirerek ilk derece mahkemesinin kusur tespitini hatalı bulmuştur. Tanıkların beyanlarına göre erkeğin kadına süregelen şekilde hakaret ettiği ve tehditte bulunduğu, ayrıca güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu ve çocuklarının cebinden habersiz para aldığı sabit görülmüştür. Daire, bu tespitler karşısında “boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı-karşı davalı erkeğin ağır, davalı-karşı davacı kadının ise az kusurlu olduğunun kabulü gerektiği” sonucuna varmıştır.

Bu doğrultuda Bölge Adliye Mahkemesi kararı kusur belirlemesi ve tazminat talepleri yönünden bozulmuş; dosya, kadın lehine yeniden bir değerlendirme yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Bozma kapsamı dışında kalan diğer hususlar ise onanmıştır.

Kararın Önemi

Bu karar, boşanma davalarında “eşit kusur” değerlendirmesinin her zaman doğru sonuca ulaşamayabileceğini ve Yargıtay’ın tanık beyanlarını ayrıntılı biçimde denetlediğini göstermesi bakımından önemlidir. Özellikle sürekli hakaret, tehdit ve güven sarsıcı davranışlar gibi ağırlıklı kusur unsurlarının, tek seferlik bir sözlü tepkiyle aynı ölçekte değerlendirilemeyeceği vurgulanmaktadır. Uygulamada, kusur oranının doğru belirlenmesi; boşanmanın sonuçları olan maddi-manevi tazminat ve nafaka taleplerini doğrudan etkilediğinden davanın seyri açısından belirleyici olabilmektedir.

Not: Bu yazı, ilgili Yargıtay kararının kamuya açık kaynaklardan derlenen özetidir; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz. Kendi durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.

Kaynak: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2025/5976 E., 2026/658 K.