Ortaklık hâlinde yürütülen işletmelerde karşılaşılan bir başka uyuşmazlık türü, yönetimi elinde bulunduran ortağın çalışanlara şirket kasasından resmi kanallar (banka/bordro) yerine nakit olarak ödeme yapması ve bu durumu diğer ortağa bildirmemesidir. Bu yazıda bu uygulamanın ortaklar arası ilişki, iş hukuku, sosyal güvenlik hukuku ve vergi hukuku bakımından doğurduğu sonuçlar ele alınmaktadır.
Ortaklar Arası Boyut: Bilgi Alma Hakkının İhlali
Bu uygulama, öncelikle ortaklar arası ilişkide bir sorun doğurur. TTK m. 614, her ortağa şirketin işleri hakkında bilgi isteme ve defter/belgeleri inceleme hakkı tanır. Şirket kasasından yapılan ödemelerin, biçimi ve boyutu ne olursa olsun diğer ortaktan saklanması, bu bilgi alma hakkının ihlalidir. Ayrıca yönetimi elinde bulunduran ortağın, TBK m. 626/628 (adi ortaklıkta) veya TTK m. 626 (sermaye şirketlerinde) kapsamındaki sadakat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmış olması da söz konusu olabilir.
İş Hukuku Boyutu: Ücretin Banka Yoluyla Ödenmesi Zorunluluğu
4857 sayılı İş Kanunu ve buna dayalı ilgili yönetmelik, belirli işçi sayısının üzerindeki işyerlerinde ücretin bankadan ödenmesini zorunlu kılar; nakit/elden ödeme bu zorunluluğa aykırıdır. Daha da önemlisi, gerçek ücretin bir kısmının bordroya hiç yansıtılmadan elden verilmesi, çalışanın gerçek ücretinin gizlenmesi anlamına gelir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin E. 2022/2680, K. 2022/3849, T. 22.03.2022 sayılı kararı bu konuyu doğrudan ele almaktadır: imzalı bordroda gösterilen ücretin gerçeği yansıtmadığından şüphelenildiğinde, mahkemenin emsal ücret araştırması yaparak gerçek ücreti tespit etmesi gerektiğine hükmedilmiştir.
Ayrıca İş Kanunu m. 24/II-e uyarınca, sigorta primlerinin eksik yatırılması işçiye haklı nedenle derhal fesih hakkı tanır. Bu durum, işletmeyi kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacakları bakımından ayrı bir risk altına sokar.
Sosyal Güvenlik Boyutu: SGK’ya Eksik Bildirim
Nakit olarak ödenen kısım SGK’ya bildirilmiyorsa, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 102/4. maddesi uyarınca, her eksik bildirilen ay için brüt asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası uygulanır; buna geriye dönük prim borcu ile gecikme zammı ve faizi eklenir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin E. 2011/43613, K. 2012/40431, T. 03.12.2012 sayılı kararı, eksik prim bildiriminin işçi için haklı fesih sebebi olduğunu; E. 2017/14099, K. 2020/2109, T. 12.02.2020 sayılı kararı ise sonradan yapılan bir düzeltmenin, önceki dönemlerdeki eksik bildirimi hukuken ortadan kaldırmadığını vurgulamaktadır. Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun E. 2016/2343, K. 2020/560, T. 09.07.2020 sayılı kararı, bildirimsiz veya eksik bildirimli çalışmanın hizmet tespit davasına konu edilebileceğini, ancak bu davanın kanunda öngörülen beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiğini belirtmektedir.
Vergi Hukuku Boyutu
Gerçek ücretin bir kısmının bordro dışı tutulması, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359/a-2 maddesi kapsamında “yanıltıcı belge düzenleme” olarak değerlendirilebilir. Bu, idari bir yaptırımın ötesinde, on sekiz aydan beş yıla kadar hapis cezası riski taşıyan bir suçtur.
Ceza Hukuku Boyutu: Diğer Ortağa Karşı Sorumluluk
Diğer ortağın bilgisi dışında yapılan nakit çıkışının kendisi de ayrıca değerlendirilmelidir. Eğer bu para şirketin amacı dışında, örneğin kayıt dışı bırakılarak kişisel bir avantaj sağlanması amacıyla kullanılıyorsa, Türk Ceza Kanunu’nun 155. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçu bakımından bir inceleme gündeme gelebilir. Ancak salt “resmi kanal dışı ödeme yapıldı” tespiti tek başına yeterli değildir; kastın ve şirketi zarara uğratma amacının ayrıca ispatı gerekir. Bu tür bir inceleme genellikle banka kayıtları, muhasebe defterleri ve ilgili yazışmaların incelenmesiyle yapılır.
Diğer Ortağın Başvurabileceği Yollar
Bilgi ve belge talebi / özel denetim: TTK m. 614 kapsamında şirketin kasa, banka ve muhasebe kayıtlarının incelenmesi talep edilebilir.
Sorumluluk davası: Yönetimi elinde bulunduran ortağın davranışı nedeniyle şirketin uğradığı zararın (idari para cezaları, gecikme zammı, olası işçilik alacakları) tazmini istenebilir.
Yönetim yetkisinin sınırlandırılması veya kaldırılması: Durumun ağırlığına göre gündeme gelebilir.
Ceza şikâyeti: Kastın ve kişisel menfaatin ispatlanabildiği hâllerde, güveni kötüye kullanma suçundan şikâyette bulunulabilir.
Sonuç
Ortağın çalışanlara şirket kasasından resmi kanallar dışında nakit ödeme yapması ve bunu diğer ortaktan gizlemesi; iş hukuku (haklı fesih riski, hizmet tespit davaları), sosyal güvenlik hukuku (idari para cezası ve geriye dönük prim borcu), vergi hukuku (yanıltıcı belge suçu) ve ortaklar arası ilişki (bilgi alma hakkının ihlali, olası güveni kötüye kullanma) bakımından eş zamanlı risk taşıyan çok boyutlu bir sorundur. Bu tür durumlarda ilk adım, şirketin banka ve muhasebe kayıtlarına erişim sağlanması ve nakit çıkışlarının kapsamının netleştirilmesidir; buna göre hangi hukuki yolun izleneceği belirlenmelidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olayınıza özgü hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Benzer bir durumla karşı karşıyaysanız, hak kaybına uğramamak için bir avukata danışmanızı öneririz.
Kaynaklar: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/2680, K. 2022/3849, T. 22.03.2022; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2011/43613, K. 2012/40431, T. 03.12.2012; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/14099, K. 2020/2109, T. 12.02.2020; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2016/2343, K. 2020/560, T. 09.07.2020
Ortağın Çalışanlara Kayıt Dışı Nakit Ödeme Yapması ve Bunu Diğer Ortaktan Gizlemesi: Hukuki İnceleme
Ortaklık hâlinde yürütülen işletmelerde karşılaşılan bir başka uyuşmazlık türü, yönetimi elinde bulunduran ortağın çalışanlara şirket kasasından resmi kanallar (banka/bordro) yerine nakit olarak ödeme yapması ve bu durumu diğer ortağa bildirmemesidir. Bu yazıda bu uygulamanın ortaklar arası ilişki, iş hukuku, sosyal güvenlik hukuku ve vergi hukuku bakımından doğurduğu sonuçlar ele alınmaktadır.
Ortaklar Arası Boyut: Bilgi Alma Hakkının İhlali
Bu uygulama, öncelikle ortaklar arası ilişkide bir sorun doğurur. TTK m. 614, her ortağa şirketin işleri hakkında bilgi isteme ve defter/belgeleri inceleme hakkı tanır. Şirket kasasından yapılan ödemelerin, biçimi ve boyutu ne olursa olsun diğer ortaktan saklanması, bu bilgi alma hakkının ihlalidir. Ayrıca yönetimi elinde bulunduran ortağın, TBK m. 626/628 (adi ortaklıkta) veya TTK m. 626 (sermaye şirketlerinde) kapsamındaki sadakat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmış olması da söz konusu olabilir.
İş Hukuku Boyutu: Ücretin Banka Yoluyla Ödenmesi Zorunluluğu
4857 sayılı İş Kanunu ve buna dayalı ilgili yönetmelik, belirli işçi sayısının üzerindeki işyerlerinde ücretin bankadan ödenmesini zorunlu kılar; nakit/elden ödeme bu zorunluluğa aykırıdır. Daha da önemlisi, gerçek ücretin bir kısmının bordroya hiç yansıtılmadan elden verilmesi, çalışanın gerçek ücretinin gizlenmesi anlamına gelir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin E. 2022/2680, K. 2022/3849, T. 22.03.2022 sayılı kararı bu konuyu doğrudan ele almaktadır: imzalı bordroda gösterilen ücretin gerçeği yansıtmadığından şüphelenildiğinde, mahkemenin emsal ücret araştırması yaparak gerçek ücreti tespit etmesi gerektiğine hükmedilmiştir.
Ayrıca İş Kanunu m. 24/II-e uyarınca, sigorta primlerinin eksik yatırılması işçiye haklı nedenle derhal fesih hakkı tanır. Bu durum, işletmeyi kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacakları bakımından ayrı bir risk altına sokar.
Sosyal Güvenlik Boyutu: SGK’ya Eksik Bildirim
Nakit olarak ödenen kısım SGK’ya bildirilmiyorsa, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 102/4. maddesi uyarınca, her eksik bildirilen ay için brüt asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası uygulanır; buna geriye dönük prim borcu ile gecikme zammı ve faizi eklenir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin E. 2011/43613, K. 2012/40431, T. 03.12.2012 sayılı kararı, eksik prim bildiriminin işçi için haklı fesih sebebi olduğunu; E. 2017/14099, K. 2020/2109, T. 12.02.2020 sayılı kararı ise sonradan yapılan bir düzeltmenin, önceki dönemlerdeki eksik bildirimi hukuken ortadan kaldırmadığını vurgulamaktadır. Ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun E. 2016/2343, K. 2020/560, T. 09.07.2020 sayılı kararı, bildirimsiz veya eksik bildirimli çalışmanın hizmet tespit davasına konu edilebileceğini, ancak bu davanın kanunda öngörülen beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiğini belirtmektedir.
Vergi Hukuku Boyutu
Gerçek ücretin bir kısmının bordro dışı tutulması, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359/a-2 maddesi kapsamında “yanıltıcı belge düzenleme” olarak değerlendirilebilir. Bu, idari bir yaptırımın ötesinde, on sekiz aydan beş yıla kadar hapis cezası riski taşıyan bir suçtur.
Ceza Hukuku Boyutu: Diğer Ortağa Karşı Sorumluluk
Diğer ortağın bilgisi dışında yapılan nakit çıkışının kendisi de ayrıca değerlendirilmelidir. Eğer bu para şirketin amacı dışında, örneğin kayıt dışı bırakılarak kişisel bir avantaj sağlanması amacıyla kullanılıyorsa, Türk Ceza Kanunu’nun 155. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçu bakımından bir inceleme gündeme gelebilir. Ancak salt “resmi kanal dışı ödeme yapıldı” tespiti tek başına yeterli değildir; kastın ve şirketi zarara uğratma amacının ayrıca ispatı gerekir. Bu tür bir inceleme genellikle banka kayıtları, muhasebe defterleri ve ilgili yazışmaların incelenmesiyle yapılır.
Diğer Ortağın Başvurabileceği Yollar
Sonuç
Ortağın çalışanlara şirket kasasından resmi kanallar dışında nakit ödeme yapması ve bunu diğer ortaktan gizlemesi; iş hukuku (haklı fesih riski, hizmet tespit davaları), sosyal güvenlik hukuku (idari para cezası ve geriye dönük prim borcu), vergi hukuku (yanıltıcı belge suçu) ve ortaklar arası ilişki (bilgi alma hakkının ihlali, olası güveni kötüye kullanma) bakımından eş zamanlı risk taşıyan çok boyutlu bir sorundur. Bu tür durumlarda ilk adım, şirketin banka ve muhasebe kayıtlarına erişim sağlanması ve nakit çıkışlarının kapsamının netleştirilmesidir; buna göre hangi hukuki yolun izleneceği belirlenmelidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olayınıza özgü hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Benzer bir durumla karşı karşıyaysanız, hak kaybına uğramamak için bir avukata danışmanızı öneririz.
Kaynaklar: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2022/2680, K. 2022/3849, T. 22.03.2022; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2011/43613, K. 2012/40431, T. 03.12.2012; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2017/14099, K. 2020/2109, T. 12.02.2020; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2016/2343, K. 2020/560, T. 09.07.2020
Kategoriler
Son Yazılar
Arşivler