Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’ndan Boşanmada Kusur Kararı: Eşit Kusurlu Eşe Maddi ve Manevi Tazminat Ödenemez

1 Ekim 2026 İlayda YILDIZ Comments Off

Daire: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2024/2-130
Karar No: 2025/556
Karar Tarihi: 24.09.2025

Olayın Özeti

Taraflar 05.09.2012 tarihinde evlenmiş, ortak çocukları bulunmamaktadır. Kadın davacı; erkeğin gece hayatına ve alkole düşkün olduğunu, geç saatlerde eve geldiğini, kendisini tehdit ettiğini, ekonomik ve fiziksel şiddet uyguladığını, fiili ayrılık döneminde taşınmazlarını muvazaalı biçimde üçüncü kişilere devrettiğini ve başka bir kadınla kendisini aldattığını ileri sürerek boşanma, yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. Davalı erkek ise kadının kendisine hakaret ettiğini, kayınvalidesini gece yarısı evden kovduğunu, eşinin ailesini ziyaret etmediğini ve bir erkekle güven sarsıcı yazışmalar yürüttüğünü ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesi, erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve kadın lehine nafaka ile tazminatlara hükmetmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise kadının ağır, erkeğin az kusurlu olduğunu kabul ederek nafaka ve tazminat taleplerinin reddine karar vermiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, erkeğin sadakatsizliğinin ispatlandığını, kadına ise sadakatsizlik isnadının dayanaksız kaldığını belirterek kararı kadın lehine bozmuş; Bölge Adliye Mahkemesi bu bozmaya karşı direnmiştir. Direnme kararı, davacı kadın vekili tarafından temyiz edilerek uyuşmazlık Hukuk Genel Kurulu önüne taşınmıştır.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

Hukuk Genel Kurulu, davalı erkeğin süresinde verdiği cevap dilekçesinde kadının sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair açık vakıalara dayandığını, dolayısıyla Özel Daire’nin “kadına yönelik sadakatsizlik iddiasının dayanaksız olduğu” tespitinin dosya içeriğiyle bağdaşmadığını vurgulamıştır. Dosyada yer alan ve kesinleşen Sorgun 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 03.02.2022 tarihli, 2021/2 Esas, 2022/3 Karar sayılı ilamına göre kadının, evlilik birliği devam ederken tanıştığı bir erkekle duygusal ilişki sürdürdüğü ve bu kişiden 11.03.2019-14.08.2020 tarihleri arasında toplam 92.139 TL’yi dolandırıcılık suretiyle aldığı sabit görülmüştür. Kurul, tarafların bu şekilde tespit edilen kusurlu davranışlarını kıyasladığında birini diğerinden üstün tutmanın mümkün olmadığı sonucuna vararak eşlerin eşit kusurlu olduğuna hükmetmiştir.

Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesi uyarınca maddi ve manevi tazminat, ancak kusursuz veya daha az kusurlu taraf yararına hükmedilebildiğinden, Kurul eşit kusurlu bulunan kadının tazminat taleplerinin reddi gerektiğine karar vermiştir. Yoksulluk nafakası bakımından ise Kanun’un 175. maddesinin “kusuru daha ağır olmamak koşuluyla” ifadesine yer verdiğini, bu nedenle eşit kusurlu eşin de yoksulluk nafakası talep edebileceğini, ancak bunun için ayrıca boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmüş veya düşecek olması gerektiğini belirtmiştir. Dosyada kadının belediyede geçici işçi olarak aylık 1.600 TL gelir elde ettiğinin tespit edildiği, ancak bu gelirin düzenli/sürekli olup olmadığının ve varsa işten ayrılma nedeninin yeniden araştırılması gerektiği ifade edilerek direnme kararı bu değişik gerekçeyle oy çokluğuyla bozulmuştur. Kararda, yedi üyenin karşı oy kullanarak kadının ağır kusurlu kabul edilmesi ve direnme kararının onanması gerektiği yönünde görüş bildirdiği de belirtilmiştir.

Kararın Önemi

Bu karar, boşanma davalarında “ağır kusur” ile “eşit kusur” ayrımının maddi/manevi tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri bakımından farklı sonuçlar doğurduğunu açık biçimde ortaya koyması nedeniyle önemlidir. TMK m.174 uyarınca tazminat talebi için tarafın kusursuz veya karşı taraftan daha az kusurlu olması aranırken, TMK m.175 uyarınca yoksulluk nafakası için yalnızca kusurun karşı taraftan daha ağır olmaması yeterli görülmektedir; bu nedenle eşit kusurlu bir eş tazminat alamasa da, yoksulluğa düşme koşulunu sağlaması hâlinde yoksulluk nafakası talep edebilir. Karar ayrıca, sadakatsizlik iddiasının cevap dilekçesinde açıkça ileri sürülüp sürülmediğinin kusur belirlemesinde ne denli belirleyici olduğunu ve kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararının (somut olayda dolandırıcılık mahkûmiyetinin) hukuk yargılamasında delil olarak nasıl değerlendirilebileceğini göstermesi bakımından da emsal niteliği taşımaktadır.

Not: Bu yazı, ilgili Yargıtay kararının kamuya açık kaynaklardan derlenen özetidir; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz. Kendi durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.

Kaynak: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2024/2-130 E., 2025/556 K. — karamercanhukuk.com