Yargıtay’dan Katılma Alacağı Kararı: Taşınmazın Değeri Tasfiye Tarihi Olan Karar Tarihine Göre Belirlenmeli

15 Ağustos 2026 İlayda YILDIZ Comments Off

Daire: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Esas No: 2023/4359
Karar No: 2024/1528
Karar Tarihi: 07.03.2024

Olayın Özeti

Taraflar 06.01.1996 tarihinde evlenmiş, aralarındaki boşanma davası 29.05.2013 tarihinde kesinleşmiştir. Boşanmanın ardından erkek eş (davacı), Aydın/Kuşadası’nda bulunan ve 08.12.2010 tarihinde kadın eş (davalı) adına tescil edilen bir taşınmaz ile 31.07.2010’dan itibaren davalı adına işletilen bir restoran/kafe işletmesi ve işletmeye ait demirbaşlar hakkında dava açmıştır. Davacı, taşınmaz ve işletmenin, ailesinden miras kalan Söke ovasındaki bir arazinin satışından elde edilen parayla alındığını ileri sürerek önce kişisel mal/tapu iptali iddiasında bulunmuş, mahkeme bu iddiayı kabul etmeyince talep katılma alacağına dönüşmüştür. İlk derece mahkemesi, taşınmazın değerini 16.01.2019 tarihli bilirkişi raporundaki 332.696,00 TL üzerinden belirleyerek bunun yarısı olan 166.348,00 TL katılma alacağına hükmetmiş, bölge adliye mahkemesi de bu kararı esas itibarıyla onamıştır.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kararı taşınmazın değerinin belirlendiği tarih yönünden bozmuştur. Dairenin gerekçesinin temel noktaları şunlardır:

  • Tasfiye tarihi karar tarihidir: Katılma alacağı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan mallar dikkate alınır; ancak bu malların değeri, Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre “tasfiye tarihi” olan karar tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri üzerinden belirlenir.
  • Güncel olmayan değerin esas alınması hatalıdır: Somut olayda mahkeme, taşınmazın değerini karar tarihinden yaklaşık dört yıl önce, 16.01.2019 tarihinde tespit edilen bilirkişi raporundaki rakamla belirlemiştir. Bu denli eski bir tarihteki değerin, yıllar sonra verilen kararda esas alınması, tasfiye tarihi ilkesine aykırıdır.
  • Yapılması gereken işlem: Mahkemece, taşınmazın (ve varsa diğer edinilmiş mal niteliğindeki malvarlığı unsurlarının) tasfiye tarihi itibarıyla güncel sürüm/rayiç değerinin yeniden tespit ettirilmesi, talep miktarının da gözetilerek buna göre karar verilmesi gerekmektedir.

Kararın Önemi

Bu karar, eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesinde katılma alacağının hesaplanmasında sıkça karşılaşılan, ancak davaların uzun sürmesi nedeniyle pratikte kolaylıkla gözden kaçabilen bir noktaya dikkat çekmektedir: bilirkişi incelemesiyle bir kez belirlenen değer, dava uzadıkça güncelliğini yitirebilir ve kararın verildiği tarihe kadar geçen sürede taşınmaz veya diğer malvarlığı değerlerinde önemli değişiklikler olabilir. Yargıtay, “tasfiye tarihi = karar tarihi” ilkesini yineleyerek, mahkemelerin eski tarihli bilirkişi raporlarına dayanarak karar vermemesi, gerekirse yargılamanın sonuna yakın güncel değer tespiti yaptırılması gerektiğini hatırlatmaktadır. Bu ilke, hem mal rejimi tasfiyesi davası açacak hem de böyle bir davada taraf olan kişiler ile bu davaları yürüten uygulayıcılar için yol göstericidir.

Not: Bu yazı, ilgili Yargıtay kararının kamuya açık kaynaklardan derlenen özetidir; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz. Kendi durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.

Kaynak: hukukihaber.net