Daire: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Esas No: 2025/6376 Karar No: 2026/1025 Karar Tarihi: 03.02.2026
Olayın Özeti
Taraflar arasında görülen boşanma davasında, kadın eş yararına Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi uyarınca aylık irat (dönemsel ödeme) şeklinde yoksulluk nafakasına hükmedilmesine karar verilmiştir. Ancak ilk derece mahkemesi, evlilik birliğinin kısa sürmüş olmasını gerekçe göstererek bu nafakayı otuz altı ay ile sınırlandırmış; istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesi de bu süre sınırlamasını uygun bularak kararı onamıştır. Davalı erkek vekili, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakalara ilişkin hükümleri temyiz ederek dosyayı Yargıtay’a taşımıştır.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, temyiz sebeplerinin dışında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369. maddesi uyarınca kararı resen (kendiliğinden) incelemiş ve nafakanın süreyle sınırlandırılmasında kanuna açık aykırılık bulunduğu sonucuna varmıştır. Daire, Türk Medeni Kanunu’nun 174/1. maddesinin, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak kaydıyla diğer taraftan “süresiz olarak” nafaka isteyebileceğini açıkça düzenlediğini vurgulamıştır. Kanunun 176/1. maddesinin nafakanın irat biçiminde veya toptan ödenmesine karar verilebileceğini öngördüğünü, ancak bu maddenin hâkime nafakayı belirli bir süreyle sınırlama yetkisi tanımadığını belirtmiştir.
Kararda, kanun koyucunun yoksulluk nafakasının süresi konusunda hâkime bir takdir alanı bırakmadığı, evlilik süresinin kısalığı gibi hususların da nafakanın süreyle sınırlandırılmasını haklı kılamayacağı ifade edilmiştir. Dairenin vurguladığı üzere, yoksulluk nafakasının amacı, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen tarafın asgari yaşam seviyesini, evliliğin süresine bakılmaksızın ve yoksulluk hali devam ettiği sürece güvence altına almaktır; bu nedenle nafakayı belirli bir süreyle kayıtlayan hüküm, kanunun açık lafzına aykırılık teşkil etmektedir. Yargıtay, bu gerekçeyle kararı resen bozmuş ve mahkemenin, nafakanın süresiz irat olarak mı yoksa toptan ödeme şeklinde mi belirleneceği konusunda taraf taleplerini de gözeterek yeniden bir değerlendirme yapması gerektiğine hükmetmiştir.
Kararın Önemi
Bu karar, uygulamada zaman zaman görülen ve mahkemelerin evlilik süresinin kısalığı gibi ölçütlerle yoksulluk nafakasını belirli bir süreyle (örneğin 36 ay) sınırlandırdığı hükümlerin, Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesine açıkça aykırı olduğunu ve Yargıtay tarafından resen bozma konusu yapılabileceğini net biçimde ortaya koyması bakımından önemlidir. Karar, yoksulluk nafakasının niteliği gereği süresiz olduğunu; hâkimin nafakaya hükmederken seçebileceği takdir yetkisinin yalnızca ödeme yöntemine (irat veya toptan ödeme) ilişkin olduğunu, nafakanın süresine ilişkin olmadığını hatırlatmaktadır. Hem nafaka talep eden hem de nafaka ödemekle yükümlü taraflar açısından, mahkeme kararlarında yer alabilecek süre sınırlamalarının hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde emsal niteliği taşımaktadır.
Not: Bu yazı, ilgili Yargıtay kararının kamuya açık kaynaklardan derlenen özetidir; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz. Kendi durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Kaynak: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2025/6376 E., 2026/1025 K. — karamercanhukuk.com
Yargıtay’dan Yoksulluk Nafakası Kararı: İrat Şeklinde Hükmedilen Süresiz Nafakanın Belirli Bir Süreyle Sınırlandırılması Kanuna Açık Aykırılıktır
Daire: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Esas No: 2025/6376
Karar No: 2026/1025
Karar Tarihi: 03.02.2026
Olayın Özeti
Taraflar arasında görülen boşanma davasında, kadın eş yararına Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi uyarınca aylık irat (dönemsel ödeme) şeklinde yoksulluk nafakasına hükmedilmesine karar verilmiştir. Ancak ilk derece mahkemesi, evlilik birliğinin kısa sürmüş olmasını gerekçe göstererek bu nafakayı otuz altı ay ile sınırlandırmış; istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesi de bu süre sınırlamasını uygun bularak kararı onamıştır. Davalı erkek vekili, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakalara ilişkin hükümleri temyiz ederek dosyayı Yargıtay’a taşımıştır.
Yargıtay’ın Değerlendirmesi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, temyiz sebeplerinin dışında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369. maddesi uyarınca kararı resen (kendiliğinden) incelemiş ve nafakanın süreyle sınırlandırılmasında kanuna açık aykırılık bulunduğu sonucuna varmıştır. Daire, Türk Medeni Kanunu’nun 174/1. maddesinin, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak kaydıyla diğer taraftan “süresiz olarak” nafaka isteyebileceğini açıkça düzenlediğini vurgulamıştır. Kanunun 176/1. maddesinin nafakanın irat biçiminde veya toptan ödenmesine karar verilebileceğini öngördüğünü, ancak bu maddenin hâkime nafakayı belirli bir süreyle sınırlama yetkisi tanımadığını belirtmiştir.
Kararda, kanun koyucunun yoksulluk nafakasının süresi konusunda hâkime bir takdir alanı bırakmadığı, evlilik süresinin kısalığı gibi hususların da nafakanın süreyle sınırlandırılmasını haklı kılamayacağı ifade edilmiştir. Dairenin vurguladığı üzere, yoksulluk nafakasının amacı, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen tarafın asgari yaşam seviyesini, evliliğin süresine bakılmaksızın ve yoksulluk hali devam ettiği sürece güvence altına almaktır; bu nedenle nafakayı belirli bir süreyle kayıtlayan hüküm, kanunun açık lafzına aykırılık teşkil etmektedir. Yargıtay, bu gerekçeyle kararı resen bozmuş ve mahkemenin, nafakanın süresiz irat olarak mı yoksa toptan ödeme şeklinde mi belirleneceği konusunda taraf taleplerini de gözeterek yeniden bir değerlendirme yapması gerektiğine hükmetmiştir.
Kararın Önemi
Bu karar, uygulamada zaman zaman görülen ve mahkemelerin evlilik süresinin kısalığı gibi ölçütlerle yoksulluk nafakasını belirli bir süreyle (örneğin 36 ay) sınırlandırdığı hükümlerin, Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesine açıkça aykırı olduğunu ve Yargıtay tarafından resen bozma konusu yapılabileceğini net biçimde ortaya koyması bakımından önemlidir. Karar, yoksulluk nafakasının niteliği gereği süresiz olduğunu; hâkimin nafakaya hükmederken seçebileceği takdir yetkisinin yalnızca ödeme yöntemine (irat veya toptan ödeme) ilişkin olduğunu, nafakanın süresine ilişkin olmadığını hatırlatmaktadır. Hem nafaka talep eden hem de nafaka ödemekle yükümlü taraflar açısından, mahkeme kararlarında yer alabilecek süre sınırlamalarının hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde emsal niteliği taşımaktadır.
Not: Bu yazı, ilgili Yargıtay kararının kamuya açık kaynaklardan derlenen özetidir; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz. Kendi durumunuza özgü değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
Kaynak: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2025/6376 E., 2026/1025 K. — karamercanhukuk.com
Kategoriler
Son Yazılar
Arşivler