Dolandırıcılık Suçu (TCK 157) - Avukat İlayda Yıldız

    You are currently here!
  • Home
  • Genel Dolandırıcılık Suçu (TCK 157)

Dolandırıcılık Suçu (TCK 157)

4 Aralık 2023 İlayda YILDIZ Comments Off

Dolandırıcılık Suçu

Türk Ceza Kanunun 157. Maddesinde Dolandırıcılık suçunun basit şekli düzenlenmiş iken Türk Ceza Kanunun 158. Maddesinde Dolandırıcılık  suçunun nitelikli şekli düzenlenmiştir.

Dolandırıcılık

Madde 157- (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.

Nitelikli dolandırıcılık

Madde 158- (1) Dolandırıcılık suçunun;
a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle, c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya

dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,
e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle, g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,
h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari

faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,
i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan

güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin

açılmasını sağlamak maksadıyla,
k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka,

sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle,

İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.61

(2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

(3) (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.

Daha az cezayı gerektiren hal
Madde 159- (1) Dolandırıcılığın, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi halinde, şikayet üzerine, altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

Soruşturma ve Kovuşturma Usulü

Kural olarak yağma suçunun Türk Ceza Kanununda yer alan 157. Maddesinde ki dolandırıcılık suçunun basit hali ile 158. maddesinde yer alan dolandırıcılık suçunun nitelikli halinin soruşturulması ve kovuşturulması şikayete tabi değildir. Suç işlendiği öğrenilir öğrenilmez derhal Savcılık tarafından re’sen soruşturmaya başlar.

Dolandırıcılık suçu, hileli davranışlarla bir kişiyi aldatarak, onun veya başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiyi cezalandıran bir suçtur. Dolandırıcılık suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, şikayete tabi değildir; bunun yerine savcılık tarafından resen soruşturma yapılır. Aynı şekilde, mahkeme tarafından da resen kovuşturma gerçekleştirilir. Mağdurun veya müştekinin şikayetten vazgeçmesi durumunda dava düşmez. Ancak mahkeme, davaya devam ederek sanığın suç işlediğine kanaat getirirse, failin cezalandırılması yoluyla ilerleme kararı alacaktır.

Tedbir Usulü

5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 100. Maddesi, tutuklama nedenlerini belirtmektedir. Bu maddeye göre, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması gerekmektedir. Ancak işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü değilse, tutuklama kararı verilemez. Bununla birlikte, şüpheli veya sanığın kaçma, saklanma veya kaçma şüphesini uyandıran somut olgular bulunuyorsa, bu durumda tutuklama kararı verilebilir. Örneğin, şüpheli veya sanığın delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapma girişiminde bulunması gibi durumlar, tutuklama kararı için kuvvetli şüphe oluşturabilir.

Aynı şekilde, 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 100/4 maddesi, sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar dışında hapis cezasının üst sınırının iki yıldan fazla olmadığı suçlarda tutuklama kararı verilemeyeceğini belirtir.

Türk Ceza Kanunu’nun 157 ve 158. Maddelerinde yer alan dolandırıcılık suçu durumunda ise hakim, bu suçun işlendiğine dair somut deliller veya yukarıda belirtilen şartların varlığına dayanarak doğrudan tutuklama kararı verebilir.

Uzlaşma

5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 253. Maddesi uyarınca, şikayete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar ile Türk Ceza Kanunu’nda belirtilen bazı suç tipleri için şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırma girişiminde bulunulur.

Dolandırıcılık suçu, şikayete bağlı olmayan ve aynı zamanda 5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 253/8 maddesinde belirtilen katalog suçlardan biri olarak uzlaşma kapsamında değerlendirilir. Bu nedenle, dolandırıcılık suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, şikayete tabi olmamasına rağmen uzlaşma sürecine dahil edilir.

Dolandırıcılık suçunda korunan hukuki değer, bireyin sahip olduğu malvarlığıdır. Başka bir deyişle, korunan hukuki değer, mülkiyet hakkıdır. Aynı zamanda, bu dolandırıcılık suçunda bireyin irade özgürlüğü de korunduğu kabul edilmektedir. Suça konu olan her türlü taşınır veya taşınmaz mal, ekonomik değeri olsun ya da olmasın, koruma altındadır. Ayrıca, haksız bir şekilde hizmet elde edilmesi durumunda da suç oluşacaktır. Örneğin, bir doktorun haksız bir şekilde ameliyat yapmaya ikna edilmesi halinde, dolandırıcılık suçunun varlığı kabul edilmelidir.

Dolandırıcılık Suçunun Unsurları

1.Maddi Unsurlar

1.aMağdur

Bu suç, mağdur bakımından belirli bir özellik göstermez. Zarara uğrayan malvarlığının sahibi olan gerçek kişiler, bu suçun potansiyel mağdurları olabilirler. Kanunda suçun faili yönünden bir sınırlama getirilmemiştir. Yani, suçun faili ile kendisine yarar sağlayan kişi aynı olmak zorunda değildir. 158. Madde metninde “kendisine veya başkasına yarar sağlayan” ifadesi kullanılarak bu durum ifade edilmiştir. Bu bağlamda, önemli bir konuya dikkat çekilmelidir. Hileli hareketle aldatılan kişi ile malvarlığında zarar gören kişi aynı kimse olmak zorunda değildir. Bazı durumlarda, aldatılan kişi ile malvarlığında zarar meydana gelen kişiler farklı olabilir.

1.bSuçun Konusu 

Dolandırıcılık suçunun odak noktası, failin kendi çıkarı ya da başkası adına elde ettiği ekonomik avantajdır. Bu avantaj, malvarlığıyla ilgili herhangi bir değeri içerebilir. Türk Ceza Kanunu’nun 157. Maddesi metninde “kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan” ifadesi kullanılarak, elde edilecek yararda belirli bir özellik aranmamıştır. Bu, taşınır veya taşınmaz mal, hatta alacak hakkı gibi çeşitli alacak haklarını kapsayabilir.

1.c Fail

Bu suçun faili herkes olabilir.

2.Manevi Unsurlar

Bu suç genel kastla işlenir. Fail, hileli davranışlarla bir kişiyi aldatıp, mağdurun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamayı bilip istemelidir. Dolayısıyla dolandırıcılık suçunda özel kast aranmaz. Suç tipiyle ilgili bu konuda herhangi bir açıklık bulunmadığından, bu suçun olası kastla işlenmesinin de mümkün olduğu ifade edilmelidir. Başka bir deyişle, fail, hile ile mağduru hataya düşürebileceğini tahmin ettiği halde, bunu göze aldığı ve yarar sağlamayı kabullendiği takdirde bu suçu işlemiş olacaktır.

 Dolandırıcılık Suçunun Cezası/Yaptırımı

Dolandırıcılık Suçunun Basit Hali TCK 157. Madde

Madde 157- (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası verilir. Kanunda belirtilen yaptırımdan da anlaşıldığı üzere faile verilecek ceza hem adli para cezası hem de hapis cezasıdır.

Dolandırıcılık suçunda, basit dolandırıcılık suçundan verilecek hapis cezası, adli para cezasına çevrilebilir.

Dolandırıcılık Suçunun Nitelikli Hali TCK 158. Maddesi

(1) Dolandırıcılık suçunun;
a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle,
c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,
e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,
h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,
i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle işlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

(2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

(3) (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.

Dolandırıcılık Suçu ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 231. maddesine göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için şu şartların yerine getirilmesi gerekmektedir:

a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi.

Sanığın suçu kabul etmemesi halinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.

Sanığa yöneltilen suç nedeniyle verilen ceza, iki yıl (2) veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Ancak uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi durumunda, sanık beş yıl süreyle denetim altında tutulur. Bu süre içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.

Suçun niteliği, taksirle veya kasten işlenmiş olması önemli değildir; asıl önemli olan cezanın miktarıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu, 2 yıl veya daha az ceza miktarını kesin bir ölçü olarak kabul etmiştir. Dolayısıyla, dolandırıcılık suçu için hükmedilen hapis cezaları, süre koşullarını sağladığı takdirde sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı alınabilir.